Iyi bir Kizilderili, ölü bir Kizilderili'dir!
A merika'daki isgalciler durumu o kadar vah sete dökmüslerdi ki bir Kizilderili kafa derisini getirene kafa derisi basina kirk sterlin ödül veriyorlardi. Bu ödül bazi yerlerde yüz dolara kadar çikiyordu. Ancak kadin ya da çocuk kafa derisi bunun yarisi ediyordu. Isgalcilerin vahsiligi onlar için paradan baska kahramanlik demekti. Bu yüzden pek çok kafa derisi avcisinin bir Kizilderili kadininin kafa derisini yüzüp arkadaslarina nasil büyük bir Kizilderili savasçisiyla mücadele ettigi yalanini anlatirlardi.
Kuzey Amerika'daki Kizilderililerin sayisi kolonizasyon hareketine karsi zarar verecek denli kalabalik degildi. Ayrica onlarin beyaz adam gibi sinsi silahlari da yoktu. Beyaz adam her zaman yaptigi gibi onlari dost bilenlerin yüzüne gülmüs, sirtlarini çevirdiklerinde de hançerlemistir. Yine de Kizilderili direnisçileri mertlikleriyle bir destan yazmislardir.
Kuzey Amerika'ya ilk Avrupalilar geldiklerinde orada bulunan Kizilderililerin sayisinin toplam bir iki milyon oldugu söylenir (sadece o bölgede). Oysa o zamanda Amerika Kitasi'nda ortalama seksen milyon Kizilderili yasiyordu. Yasamlarini karada ve suda avlanmakla idame ettiren bu barisçil halk, ilk zamanlar beyazlarin saldirganliklarina ve tacizlerine sert bir karsilik vermedi. Fakat beyaz adamin niyeti soykirim yapmakti. Beyazlarin isledigi cinayetlerin artmasiyla birlikte bazi savasçi kabileler direnise geçti. Fakat Kizilderililerin isyaniyla beyaz adam gemi iyice aziya aldi.
1637 yilinda Connecticut Vadisi'nde yasayan Powhatan kabilesi üyeleri kadin ve çocuk demeden neredeyse tamamen katledilmistir. Bu savastan sonra aralarinda husumet olan bazi Kizilderili kabileleri bile göçmenlere karsi birlestiler. Daha sonra Kral Philip'in olusturdugu bir ordu irili ufakli birçok Kizilderili kabilesini iki yil süren bir savas sonucunda katletti.
Kizilderililerin geleneklerinde pusu kurmak ve arkadan vurmak yoktu. Böylesi bir savas ancak beyaz adama yakisirdi. Diger yandan beyaz adamin Avrupa'dan gelirken getirdigi birçok hastalik (sarihumma, tifüs, bagirsak parazitleri) Kizilderililerin arasinda yayildi. Savaslar, katliamlar ve bu hastaliklar nedeniyle ilk göçmenlerin gelisinin ardindan geçen yetmis bes yil içinde yalnizca orta Meksika nüfusu yaklasik yüzde doksan bes oraninda azaldi.
Kölelik nasil Kizilderilileri güçsüz düsürerek öldürücü mikroplara karsi dirençlerini kirdiysa, yasam biçimlerinin gemiler dolusu hastalik tarafindan mahvedilmesi de onlari kölelige karsi daha dayaniksiz hâle getirmistir. Kendini kölelige teslim etmek, bir sey yiyebilmenin tek yolu haline gelmisti. Plantasyonlara giderek ise alinmak için yalvariyorlardi. (23)
Bununla beraber Peru ve Sili nüfusu da yüzde doksan bes oraninda azalacak ve kitle katliaminin ve soykirimin vahim tablosu ortaya çikacakti.
Rakamlara ve oranlara baktigimizda bu vahsetin akil almazligi gözler önündedir. Kaldi ki o dönemin silahlarinin dahi neticede yalnizca top ve tüfeklerden olustugunu göz önünde tutarsak bu katliamin çok hunharca yapildigi da ortadadir.
Ispanyol Rahip Bartolome De Las Casas, 1542'de tanik oldugu olaylarin bir kismini söyle anlatiyor:
�Hristiyanlarin son kirk yil içinde gösterdikleri zorbaca ve insanlik disi davranislar, iyimser bir tahminle aralarinda kadinlarin ve çocuklarin da bulundugu on iki milyondan fazla kisinin haksiz ve yersiz bir biçimde öldürülmelerine yol açmistir. Milyonlarca yerli de Avrupalilarin altin ve servet hirsi için kölelestirilmis, topraklarindan, yerinden, yurdundan edilmistir.�
Rahibin yalnizca sahit oldugu ve bir kismini anlattigi katliam ve zulüm, güneye ve diger bölgelere dogru yogunlasarak sürmüs on altinci yüzyil bittiginde ise iki yüz bini bulan Ispanyol; Hint Adalari'ndan, Meksika'ya, Orta Amerika'ya ve Güney Amerika'nin en ucuna kadar yayilmis ve yerlesik bir hayat kurmustur. Bu cografyalarda katliam ve hastaliklar neticesinde, çiftçilik ve toprak isleme yöntemlerinden sanata ve kültüre dek dünyanin en gelismis medeniyetlerinden bir dizisi yok olmus, bu medeniyetlere ait seksen milyon Kizilderili katledilmistir.
Amerika'nin veya Amerikalilarinin var olusu demek Kizilderililerin yok olusu demektir. Fakat bu yok olus yalnizca Kizilderili halkalarinin imhasi degil, ayni zamanda bir kültür kirimi anlamina gelmektedir.
Kizilderili soykirimi ve onlarin topraklarinin isgali isgalci Amerika Birlesik Devletleri'nin var olus kaynagi ve sebebidir.
Amerika deyim yerindeyse bir vampir gibi Kizilderililerin kaniyla beslenmistir. Kizilderililere yapilan soykirim aslinda iki asamada gerçeklesmistir. Birinci asamada bu topraklara gelen kolonicilerin tek tek ve sistematik olmayan cinayetleri, ikinci asamada ise Dört Temmuz Bagimsizlik Bildirgesi'nden sonra resmî devlet politikasi olarak sistemli ve organize bir sekilde yapilan bir soykirimdir.
Bu dramatik nihayeti Cherokee Kabilesi'nin seflerinden Kara Geyik söyle anlatir: �O zaman kaç kisinin öldügünü anlayamamistim. Simdi kocamisligimin su yüksek tepesinden gerilere baktigimda, yerde birbirleri üzerinde yigili duran bogazlanmis kadinlari ve çocuklari hâlâ o genç gözlerimle görebiliyorum. Ve orada, kanli çamurun içinde bir seyin daha öldügünü ve o kar firtinasina gömüldügünü görebiliyorum. Evet, bir halkin düsü öldü orada. Güzel bir düstü evet� Sonra bir ulusun umudu kirilip paramparça oldu. Artik yeryüzünün merkezi yok, ölüp gitti kutsal agaç.�
Tarihçi Bancroft, 1861�65 seneleri arasinda devam eden iç savasi takip eden otuz yili �bu yerlerin en eski sahiplerinin kitlesel imhasi� olarak degerlendirir:
�Washington, 1779 yilinda askerî komutan John Sullivan'a Iroquoilar'i katledip �etraftaki bütün yerlesim yerlerini isgal etmekle yetinmeyip, tamamen imha edecek biçimde yakip yikma ve bu mekânlarin tamamen tarumar edilinceye kadar da baris maksatli hiçbir anlasma teklifine kulak asmama' talimatini vererek bu zulüm sürecini doruga tirmandirmistir.
Amerikan resmî tarihinin �kahraman� olarak tarihe lanse ettigi bu soykirimciya, bu katliamlarindan dolayi daha sonra Kizilderililer, �Sehir Yakan� lakabini taktilar. Zira dogrudan onun talimatiyla Mohawk, Onondaga ve Cayugalarin sehir ve köylerinin tamami bes yildan az bir zamanda yok edilmis, Erie Gölü'nden Mohawk Nehri'ne kadar bütün Kizilderili yerlesimleri ortadan kaldirilmisti.
1828'de ABD Baskani olan Andrew Jackson, ayni sekilde hareket ederek 1814 At Nali Dirsegi Savasi sirasinda, öldürülen Kizilderililerin derilerin yüzülmesine bizzat nezaret etmekle kalmamis, ayni zamanda cesetlerden alinan hatira esyalarinin �Tennessee Bayanlari�na dagitilmasini saglamistir.
�Bu vahsilerle ugrasirken, vahsi hayvanlarla oldugu gibi, ulusal onur söz konusu bile olamaz. Savasmak, kaçmak ya da hileye basvurmak yalnizca bir uygarlik sorunudur.� (16)
Bir devlet politikasi ve sistematik bir soykirim seklini alan Kizilderili Soykirimi'na, kölecilik politikasi eslik ediyordu. Beyazlarin bu bölgeyi istilasindan ve isgalinden önce Ingiliz Columbiasi, Washington, Oregon ve Idaho'da on bes farkli dil grubunu temsil ediyordu. 100'den fazla kabilenin 2 milyonun üzerinde olan nüfusunun %94'ü, yüzyil sonunda ortadan kalkmisti. Ayni sekilde Florida'dan Massachusetts'e kadar uzanan Atlantik sahili düzlüklerinde ilk Avrupalilarin gelisinden önce 2 milyondan fazla olan Kizilderili sayisi % 91 oraninda düsmüstü. Kizilderili Soykirimi'nda ölenlerin oranini kavramak için sadece Kuzey Amerika'nin en büyük ve en savasçi uluslarindan olan Creekler, Seminoleler ve Cherokeeler'in ölüm oranlarinin 1939-1945 yillari arasinda Almanya, Macaristan ve Romanya'da ölen Yahudilerin oranina esit oldugunu hatirlatmak sanirim yeter.(15)
Kuzey Amerika Kizilderililerinin kökü hemen hemen kazindiktan sonra, çogunlukla zorla Bati'ya göç ettirilme politikasinin ürünü olan, hükûmet destekli �Kizilderili Ölüm Yürüyüsleri (Indian Removals)� sonunda sag kalan azinliklar, yalitilmak ve çürütülmek üzere Avrupa'daki Nazi dönemi toplama kamplarinin ve bugün Guantanamo'nun, Ebu-Garib'in atasi olan Kizilderili rezervasyonlarinda toplaniyordu.
14 Ekim 1865'te Güney Cheyenneler'i ve Arapaholar'dan kalan reisler ve önderler �sürekli baris�i kabullenerek yeni bir anlasma imzalamaya zorlandilar. Bu anlasmanin özellikle ikinci maddesi artik hiçbir etkinligi kalmamis Kizilderililerin sembolik sonunu da ifade edecektir:
�Buradaki Kizilderili gruplari, bundan böyle, sinirlari asagida saptanan topraklar üzerindeki bütün hak ve iddialarindan vazgeçeceklerini ayrica kabullenmislerdir. Platte Irmagi'nin kuzey ve güney çikintilarinin kesistigi noktadan baslayip Kayalik Daglari'nin kuzey noktasina kadar uzanarak oradan güneye kivrilip Arkansas Irmagi boyunca ilerleyen sinirlar içindeki bütün topraklar. Daha önce sahip olduklari bu ülke üzerinde bundan böyle hiçbir hak iddia edemeyeceklerdir.�
19. yüzyilin sonuna gelindiginde ise Kizilderili arazileri üzerine kurulan zengin maden rezervlerinin islenmeye baslamasiyla beraber, sanayinin gelisimi de büyük bir hiz kazanmis; iktidar, kuzeyde sanayi ve ticaret burjuvazisinin, güneyde ise tarim isletmecilerinin eline geçmisti. Açilan kanallar ve yollarla tarim ve ticaret alanlari hizla gelistirilmis, orta batida büyük hayvancilik ve tarim kompleksleri kurulmustu. Ülkenin dogusu neredeyse tamamen Kizilderililerden arindirilmis, ama Kizilderililerden gasp edilen topraklardaki yer alti zenginlikleri Beyazlarin eline geçmisti.
Mississippi'nin dogusundaki bütün Kizilderililer Missouri Irmagi'nin öteki ucundaki çöllere ya da çorak ovalara sürülmüstü.
Geçmiste yasanan bu olaylari kitap sayfalarindan okuyarak algilamamiz elbette mümkün degildir. Kizilderililer bu olayi bire bir yasadilar Bir sabah uyandiklarinda karsilarinda eli silahli Amerikan askerlerini gördüler. O askerler tipki Felluce'de oldugu gibi patlayici silahlar ile çocuklarinin gözlerinin önünde Kizilderilileri öldürdüler. Sonra sürgün edildiler yasadiklari topraklardan.
Bu acili süreç, 1886'da simgesel bir biçimde son Kizilderili direnisçisi Apache Reisi Geronimo'nun teslim alinmasi ve 1890'daki Yarali Diz (Wounded Knee) Katliami ile sona erdi.
14. yüzyilin ikinci yarisinda doruga ulasmis olan soykirim ancak tüm Kizilderili halkin hemen hemen tamami yok oldugunda son bulacakti.
Kizilderililer bugün ABD toplumunun sadece binde birini olusturmaktadir. Nüfusun bu denli tükenisini aslinda örneklerle açiklamaya da gerek yoktur.
Bir medeniyetin yok olusunun ve soykirimin asagi yukari öyküsü bunlardan ibarettir. Bugünkü Amerikalilar içten içe çürüyen ve kokusu her yana yayilan �medeniyet�lerini böylesi bir vahset ve soykirim üzerinde kurmuslardir. O yüksek binalarin, metropollerin, yollarin ve evlerin altinda hâlâ bütün dünyanin aci çigliklarini duydugu ve onlar tarafindan katledilmis olan soylu bir halk yatiyor |