MONREODOKTRİNİ
 

Emperyalist ABD'nin Kimligi

•  Amerikanin kanli karnesi
•  Emperyalizm ve klasik sömürgecilik
•  Kristof Kolomb
•  Dünyanin dört bir yanina dagilma
•  Kizilderili katliamlari
•  Iyi bir Kizilderili ölü bir Kizilderilidir.
•  Kizilderili atasözü
•  Koloniler
•  Siyah tenli adamin kara talihi
•  Malcom X
•  Güney Kuzey paylasim savasi
•  Amerika hangi milletlerden kuruldu
•  ABD'nin kurulusu
•  Emperyalist paylasim savasi
•  Ikinci Dünya savasinda Amerika
•  Marshal Plani

ABD'nin Katliamlari

•  Sili
•  Meksika
•  Kaloforniya
•  Teksas
•  Küba
•  Filipinler
•  Haiti
•  Panama
•  Nikaragua
•  El Salvador
•  Brezilya
•  Bolivya
•  Çin
•  Kore
•  Endonezya
•  Vietnam
•  Kamboçya
•  Iran
•  Afrika
•  Montreo Doktrini
•  Afganistan
•  Irak
•  Yunanistan
•  Ve Türkiye
•  ABD yıkılacaktır.

 

© Copyright 2009 Yücel Kaya
Adres göstererek alıntı yapılabilir

Monroe Doktrini'nin degismesi

Yaptigi katliamlar sonucunda sömürge ülkelerden elde ettigi gelirler ile büyük bir ekonomik güç elde eden ABD, 1900'lü yillarin basindan sonra Amerika Amerikalilarindir. dedigi Monroe Doktrini'ni degistirerek �Bütün dünya Amerikalilarindir.� sözüne sahip çikmaya basladi.

Buna göre ABD her ülkeye kendi gerekçeleri dogrultusunda girmeye hak kazanmisti. ABD yaptigi zulümler, katlettigi insanlar ve palazlandirdigi Amerikan sirketleri ile baska ülkelere de girmeli ora halklarini da katletmeli, oralarin degerine de sahip çikmaliydi.

Dünyanin en üstün irki Amerika'ydi, hiçbir devlet ABD'den izinsiz bir sey yapmamaliydi. Bu yüzden ABD Uzak Doguda da söz sahibi olmasi gerekiyordu. Bu yüzden ABD donanmasi dünyanin her bölgesine hiç kimseden izin almaksizin gidiyordu.

1853 yilinda Amerikan donanmasi Japonlara limanlarini Amerikan gemilerine ve mallarina açmasi için bir ültimatom verdi. Bu anlasma Japonlara zorla kabul ettirildi. Milliyetçilik duygularini zedeleyen bu davranisa Japonlar tepki gösterdi. Onlar da ayni sekide ABD gibi emperyal ruh tasiyordu. Ikinci Dünya Savasi'nda Amerika'ya karsi Pearl Harbour baskinini düzenleyerek savasa girdiler.

Amerika burada agir yenilgiye ugradi, ama yine normal savas yöntemlerini seçmeyerek on binlerce insanin ölümüne neden olacak yönteme koyuldu. Hirosima ve Nagazaki'ye atigi atom bombalari ile bu savasi bitirdi.

Aslinda Japonya'nin Avrupa'da ki müttefikleri yenilmisti. Japonya'ya destek verecek bir güç kalmamisti. Bu hâliyle Japonya zaten savasi sona erdirecekti. Ama ABD elindeki atom bombalarini denemek için bu yöntemi seçti.

Hirosima ve Nagazaki'ye atilan atom bombalari ile insanligin nefretini kazandi. Bugün pek çok Amerikan karsiti kisi ABD emperyalizminin bu iki sehri yerle bir etmesini vahset olarak nitelemektedirler. Oysa bunlar ABD'nin tarihinde yaptiklarinin yaninda çok küçük bir olaydir. Orada sadece yüz binlerce kisi ölmüstür. Bu, 80 milyon kizilderilinin 70 milyonunu katleden ABD için çok küçük bir rakamdir.

ABD bu olaydan sonra diger Latin Amerika ülkelerinde oldugu gibi buraya da yerlesmistir. Bugün ABD'nin Japonya'da 100'den fazla üssü Uzak Dogu ülkelerini tehtit etmek üzere kurulmustur.

Bugün en önemli yeralti zenginliklerinin basinda petrol geliyor. Petrol rezervi bakimindan Orta Dogu ülkelerinin cografi konumu ABD emperyalizmini ister istemez kendisine çekiyor.

Orta Dogu'da bir istikrarin olmayisinin basinda yer alti zenginliklerinin bakir bir biçimde durmasi gösterilebilir. Çogunlugu Arap ülkelerinden olusan petrol üreten ülkeler bu siyah medenin degerinin anlasildigi ilk günde bu ana kadar emperyalistlerin ilgi alani içindedir.

Amerika bir sekilde buralara girmeli bu topraklardan çikan petrol üzerinde söz sahibi olmalidir. Bunun içinde yeterli tecrübe birikimine sahiptir.

Israil'in Filistin halkina yaptigi akil almaz iskenceler sonrasinda Arap devletleri Israil yanlisi devletlere petrol ihracini azaltmasi ABD için bulunmaz bir firsat olusturdu.

1974 yilinda ABD baskani Ford, Arap ülkelerini bu kararindan dolayi sert bir biçimde elestirdi. ABD'ye göre Arap ülkelerindeki petrol dogal bir kaynakti. Dogal kaynaklar bütün insanlik tarafindan esit olarak paylasilmaliydi (ABD edindigi gelirleri hep dogal olmayan yoldan elde ettiginden ABD kaynaklari insanlik tarafindan esit olarak paylasilmayabilir!).

Baskan Ford:

�Gezegenimizdeki ham madde kaynaklarinin esit olmayan dagilimi nedeniyle ülkeler savas ve is birligi arasinda seçim yapmak zorundadir.� demektedir.

ABD bu ikazi yaptiktan sonra Orta Dogu'ya çöreklenmeye basladi. Ingilizlerden Bahreyn Adasi'ndaki hava ve deniz üssünü kullanma hakkini aldilar. Sonra da Güney Afrika'da, Umman Denizi'nde Massirah Adasi'nda, asagi Hint kitasindaki bazi limanlarda ve Avustrulaya'nin güneyinde destek üsleri kurdular. Hint Okyanusu'nun ortasindaki Diego Garcia Adasi'na kadar yerlestiler.

Elbete ki bütün bunlar petrol ihracatini düzenlemek amaciyla yapildi. Artik fiili olarak bir mazeretle buralara girmek gerekiyordu.

1956'da Süveys Kanali Nasr tarafindan ulusallastirildigi zaman, Ingiltere ve Fransa gelismis savas aletleriyle Misir'i topa tuttu. Ve diger ülkelerde yaptigi bu insanlik disi manzaralari burada da sergiledi.

Bundan sonra Arap dünyasindaki karisikliklar araliksiz sürdü. ABD nereye CIA ajanlarini göndermisse orada bir huzursuzluk basliyor, bölünmeler ve iç savaslar yasaniyordu.

Lübnan halki fasist ve Amerika'nin kuklasi olan hükûmete karsi ayaklandi ve Lübnan Baskani ABD'den yardim istedi. ABD'nin Lübnan'a müdahale karari almasindan birkaç saat sonra, uzun yillar boyunca diktatörlükler tarafindan yönetilen Irak halki, Kral 2. Faysal'i devirdi ve infaz etti. Orta Ddogu karismaya devam ediyordu.

Bu arada Israil alabildigine silahlanmaya devam ediyordu.

1958'de Ingilizler Irak'i bombalarken Amerikan deniz piyadeleri de Lübnan'a çiktilar. Lübnan'i ve Irak'i petrol sirketlerinin kontrolü altina sokmak ve diger ezilen ülkelere örnek olmalarini engellemekti.

Arap ülkeleri içerisinde Suudi Arabistan gibi Amerika'nin kuklaligini yapan devletler kendi halkina ragmen bütün degerlerini ABD'ye peskes çekti ve ABD'nin bölgede olmasi için üs ve yer temin ettiler.

Bu arada Filistin üzerinde de büyük oyunlar oynaniyordu. Birlesmis Milletler Genel Kurulu 29 Kasim 1947'de biri Arap biri Yahudi olmak üzere iki ayri devlet kurulmasina karar verdi. Bu kararin verildigi 1947'den bir yil sonra Israil Devleti resmî olarak kuruldu. Bu sirada Israil, Filistin'in dörtte üçünü isgal bile etmisti. Filistin'de yasayanlar Amerika'da yasayan Kizilderililere döndü. Isgalci Israil ve onun destekleyicisi Amerika burada bir soykirimina giristi. Bölgede yasayan Filistinlilerin sayisi birkaç ay içerisinde 950.000'den 130.000'e düstü. Bu insanlarin büyük bir bölümü vahsice katledildi. Geri kalanlarda topraklarindan sürüldü.

Amerika Kitasi'ni isgal ederek Kizilderilileri katledip topraklarindan süren beyaz adamlar ile Israil arasindaki benzerlik sasirtici derecededir.

Amerika'nin Orta Dogu'daki politikasi 40 yildir hep ayni. Daha fazla toprak kontrol edebilmek için Israil'i kullanmak. ABD ile Israil arasinda her zaman politik, askerî ve ekonomik is birligine dayali bir anlasma vardi.

Camp David'de Amerikalilar ve Israilliler arasinda yapilan anlasmalar uyarinca Amerika Israil'e 5 milyar dolar para yardiminda bulundu. ABD'den yeterli gücü alan Israil ise 1980'de Kudüs'ü baskent olarak ilan etti.

Bu Arap ve Islam uluslarina savas ilan edilmesiyle ayni anlama geliyordu. Israil'in yayilmaci politikasi uyarinca 1981'de yerlesim merkezlerini çogaltmaya devam etti. Israilin her kurdugu yerlesim merkezi, Filistinli çocuklarin kanlari üzerine kurulmustur.

1967 ve 1973 yillarinda yasanan iki Arap-Israil savasinda Israil daha çok Arap ve Filistin topragini isgal etti.

Israil'in vahsi tutumu yüzünden Filistinliler tamamen yurtlarindan kovuldular. Bu arada bosalan topraklara dünyanin çesitli bölgelerindeki Museviler getirilmeye baslandi. Israil, Arz'i Mevud ve Büyük Israil Devleti'ni kurma hayaline her gün biraz daha yaklasiyor.

1982 yilinda 100 bin Filistinli Israil tarafindan isgal edilen topraklarda yani kendi topraklarinda tutuklandi. Ayni yil ABD emperyalistleri ve Israil, Lübnan'a müdahale etti. Beyrut'u isgal eden Ariel Saron komutasi altindaki Israil birlikleri, Hristiyan falanjist eylemcilerle birlikte 10 binlerce sivili katletti.

Bunlarin önemli bir bölümü Filistin'den kaçarak mülteci kamplarina siginmis olan kadin ve çocuklardi.

1987 yilinda Israil isgali altinda bati yakasi ve Gazze'de baslayan ve Israil'in bir türlü bastiramadigi halk ayaklanmasi, yani dünyada bilinen adiyla Intifada 1988 yilinda FKÖ'nün Bagimsiz Filistin Devleti'nin kurulusunu ilan etmesini kolaylastirdi.

FKÖ devlet baskani Yaser Arafat'in ölmesinden sonra yapilan seçimlerde Intifada önemli rol oynayan Hamas is basina gelince ABD ve Israil Hamas'a karsi daha sert politikalar üretmeye basladilar. Orta Dogu'daki ABD ve Israil vahseti hâlâ sürüyor.

Monroe Doktrini ise Amerika Amerikalilarindir. çizgisinden çikarak �Dünya Amerikalilarindir.� statüsüne kavusmak üzere degisiyor.