Yücel Kaya ile, `Gizli Saklı Yayınları`ndan çıkan son kitabı Domino Teorisi`ni konuştuk. Kaya, çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Röportajda bazen kulaklarıma inanamadım. Kaya, olağanüstü derecede ciddi, gündemi sarsacak şeyler söyledi. Domino Teorisi, aynı tarza yakın Metal Fırtına`dan daha ciddi bir fırtına koparacağının ilk sinyalini konuşmamızda verdi. Gündem yine bir kitapla sarsılacak. Bu kitap birçok kişinin canını sıkacak. Hep birlikte göreceğiz. -Yücel Kaya kimdir, bize kendinizi tanıtır mısınız?
-Kendimi her zaman bir sanatçı olarak algıladım. Uzun yıllar profesyonel fotoğrafçılık yaptım, müzikle yakından ilgilendim. Şu an Cağaloğlu`nda birçok yayınevine çocuk kitapları çizerek hayatımı kazanıyorum. Yani ressamım. Sanata olan ilgim iktisat fakültesini bitirmemi engelledi. Uzun yıllar gazetecilik yaptım. -Böyle tehlikeli bir konuda yazmak cesaret isteyen bir şey. Nasıl başladınız?
-İnançlı bir insanım ve kaderin nerede sonlanacağını Allah`tan başka kimse bilemez.
-Domino Teorisi, üçüncü kitabınız mı oluyor?
-Kitap olarak 25. kitabım. Benim daha önceleri yazdığım çocuk hikaye kitaplarım da var, ancak roman olarak yazdığım üçüncü romanım. -Domino Teorisi bir siyaset kurgu romanı mı; siz bunu nasıl değerlendiriyorsunuz?
-Siyaset kurgu veya bilim kurgu türü romanlar fantastik öğeler içeriyor. Onları, gerçekleşmesi asla mümkün olmayan hayal ürünleri diye değerlendiriyorum. Ancak Domino Teorisi tam anlamıyla bir araştırma kitabıdır. Günümüz ve geçmişimizi araştırarak geleceğimiz hakkında bir öngörü yapmaya çalışıyoruz. Bu bakımdan ben romanımı bu türün içerisine sokmak istemiyorum. Ancak gelecekle ilgili olabilecek olayları sıraladığımızdan elbette ki burada da bir kurgu var. Domino Teorisi bir roman değil de inceleme-araştırma kitabı olarak da çıkabilirdi. Onu roman diline çevirmem, halkımızın Türkiye üzerinde oynanan oyunları daha rahat görmesi isteğinden kaynaklanıyor. İnceleme-araştırma türü fazla ilgi çekmiyor. Bu yüzden ülkemizde bugün yaşadığımız olaylar ve geçmişte yaşananları inceleyerek yarın neler olabileceğini roman diliyle anlatmaya çalıştık.
-Neye dayanarak Öcalan`ın öldürüleceğini iddia ediyorsunuz?
-Abdullah Öcalan İmralı`da öldürülecektir. Geçmişte yaşananlara baktığımızda ve günümüzde olanları gözlemlediğimizde sıranın artık Öcalan`a geldiğini görüyoruz. Bu konuda gerçekten iddialıyım. Öcalan`ın Türkiye`ye teslim edilmesi de `Domino Teorisi`nin bir parçası. Gerçekler yazılı hale geldiğinde kurgu gibi görünür.
-Öcalan`ın öldürülmesi sizi neden endişelendiriyor? Öcalan`ın avukatı mısınız?
-Ben kendimin avukatıyım. Endişem, Öcalan`ın ölümünden sonra olabilecek olaylardan kaynaklanıyor. -Öcalan öldükten sonra olaylar olacak diyorsunuz. MİT`le bir bağlantınız mı var, nasıl bu kadar eminsiniz?
-Ne demek istiyorsunuz? Bu çok ciddi bir iddia. -İnternette okudum; kitabı size MİT`in yazdırdığı söyleniyor...
-Onu söyleyenler Abdullah Öcalan`la ilgili bir bilgiye ulaşmak isterlerse internette arama motorlarında istedikleri bilgiye ulaşabilirler.
-Halen soruma cevap alamadım. Kitabı MİT mi yazdırdı size?
-Kesinlikle hayır. -Öcalan`ın Dünya Sağlık Örgütü`ne (who) bağlı doktorlar tarafından öldürüleceğini iddia ediyorsunuz. Şimdi önlem alacaklar, sizin yüzünüzden who Abdullah Öcalan`ın sağlık kontrollerini yapamayacak. Bu, ortalığı karıştırmak değil mi? -Dünya Sağlık Örgütü`nden gelecek doktorlardan hiçbirinin bilgi seviyesinin Türk doktorlarından daha üstün olduğuna inanmıyorum. Ayrıca Who`nun kuruluşuyla ilgili de endişelerim var. -Nedir bu endişeler?
-1897 yılında İsviçre`nin Basel şehrinde Dünya Birinci Siyonist Kongresi`ni finanse eden kuruluş Rockhefeller, aynı zamanda who`nun kuruluşunu da finanse etmiştir. Siyonizmin amacı neyse Who`nun da o amaca hizmet ettiğini düşünüyorum. Öcalan`ın öldürülmesi de Türkiye`nin bölünmesi de ancak Siyonizme hizmet eder. -Kitabın kapağında Tayyip Erdoğan`ın `AB`yi nükleer çöplüğe çevireceğiz` sözü var. -Tayyip Erdoğan`ın romanda geçen sözü bugün söylemesi, elbette ki doğru değil. Çünkü Türkiye, yıkılması muhtemel taşların yıkıldığını henüz görmedi. Öcalan öldürüldüğünde Türkiye`nin gelişim seyrinde sapmalar yaşanacak. Tayyip Erdoğan`ın kullandığı sözü o şartlarda düşündüğünüzde bunun ne kadar normal ve muhtemel olduğunu romanı okuyan herkes anlayacaktır.
-Romanda bazı çok gizli bilgiler var. Kuzey Irak`ı, Bekaa Vadisi`ni ayrıntıları ile anlatıyorsunuz. Bu bilgileri size kim sızdırdı?
-Soru sorma üslubunuzda suçlama var. Herkes haddini bilsin. Roman üzerinde çok çalıştım. Abdullah Öcalan`ın ismini vermeden doktorlardan bilgiler aldım. AİHM ve Öcalan`ın hukuksal durumları ile ilgili ihtimalleri avukatlarla tartıştım. Romanda, benim ihtisasım dışında önüme gelen her şeyi ehline danıştım. -Romanda WHO`yu (Dünya Sağlık Örgütü) olayın içerisinde göstermişsiniz. Bunu neye dayanarak yaptınız? Öcalan`ın ölümü ile ilgili WHO`nun ne ilişkisi olabilir ki?
-Her şeyden önce bu bir roman. Bir kuruluşun bir şeyi yaptığını iddia etmiyorum. Bu kuruluş şunları şunları yapabilir diye öngörüyorum. Roman gelecekte olan şeyleri anlatıyor. Neden WHO`yu seçtiğimi soruyorsanız; `Domino Taşları`nın ilki 1897 yılında İsviçre`de dizilirken Dünya Birinci Siyonist Kongresi`ni düzenleyen Teoder Herzl`in finansal kaynağını Rockhefeller firmasının temin ettiğini görüyoruz. Dünya Sağlık Örgütü`nün de kuruluşunda Rockhefeller Vakfı`nı görüyoruz. WHO şunu yaptı demiyorum. Geçmişte ortak bağlantılarını ortaya çıkartarak `muhtemelen yapabilir`i düşünerek romanıma alıyorum.
-Cumhurbaşkanı, telefonda Fethullah Gülen`le neler konuştu?
-Fethullah Gülen`in daha önce yaptığı çalışmalar var; dinler arası diyalog gibi... Türkiye, romandaki zamana geldiğinde cumhurbaşkanı, Gülen`in bilgilerinden istifade edecektir.
-Yani Gülen ile devletin gizli bir ilişkisi var diyorsunuz?..
-Evet. Böyle bir ilişki olabilir.
-Kitabı yazdığınız için tehdit aldınız mı?
-İnsan, doğumuyla kimyasal silahlardan bir tehdit alarak başlıyor yaşamaya. Teknofobik bir çağda kimse tehdit almadım diyemez. Elbette ben de payıma düşeni aldım.
-Kitabın satışı nasıl gidiyor?
-İlk elli bin bitti, ikinci elli binin baskısı hazırlanıyor. -Bir kitap için hayli fazla... -Metal Fırtına`nın 800 bin sattığını düşündüğümüzde hiç de fazla değil.
-Sorularımıza verdiğiniz cevaplardan ötürü teşekkür ederiz.
-Ben teşekkür ederim.
A. Can / Vakit |